03 Şubat 2008 Pazar

Kuyucaklı Yusuf



Kaymakam Bey bir gece Kuyucak Köyüne teftişe gider. Bir evden iki kişi öldürülmüştür. Annesi ve babasının 
cesetlerinin yanında duran Yusuf bütün soğukkanlılığıyla bildiklerini Kaymakam'a anlatır. Kaymakam Yusuf'ten çok etkilenir ve anasız babasız kalan bu çocuğu evlat edinir.

Yusuf değişik bir çocuktur. Kendi doğruları vardır ve daima kendi bildiği yoldan gider. Kaymakam'ın genç karısı Şahinde ile hiç anlaşamaz. Şahinde'nin bir de Muazzez adında küçük bir kızı vardır. Ama Şahinde çocuğuna ve evine karşı o kadar ilgisizdir ki Muazzez adeta Yusuf ile birlikte büyür. Yusuf'un Muazzez'e çok ayrı bir ilgisi vardır..

Yıllar geçer ve Muazzez 13 yaşına gelir. Artık gelin olma zamanı gelmiştir ve isteyenleri vardır. Şahinde Muazzez'in iyi, zengin bir kısmet bulup evlenmesini ister. Yusuf'sa onu kimselerle paylaşmak istemez.

Köyün zenginlerinden Hilmi Bey'in oğlu Şakir'in aklına Muazzez düşmüştür bir kere. Yusuf bunu duyunca küplere biner. Şakir kabadayıdır ve Yusuf'la hiç araları yoktur. Biraz da Yusuf'a inat olsun diye Muazzez'i istemeye giderler. Kaymakamın da gönlü Muazzez'i Şakir'e vermemekten yanadır ama daha önce Hilmi Bey ve eşrafının bir oyununa gelmiş ve 30 sene çalışsa ödeyemeyeceği bir borcun altına girmiştir. Kızını Şakir'e verirse bu borçtan kurtulacağını söylerler ona. Ama bir de Yusuf vardır. Para pul umrunda değildir, tek derdi Muazzez'in mutlu olmasıdır. Derdini arkadaşı Ali'ye açar. Ali namuslu bir insandır ve borç kadar parayı başlık parası gibi verip Muazzez'le kendisi evlenmeyi teklif eder. Yusuf bunu kabul eder ve para Hilmi Beylere verilip borç kapanır. Ama Yusuf'un içi gene de rahat etmez. Ali'yi ne kadar sevse de Muazzez'i ona vermek istemez. Bunu kendisine zorla itiraf etse de aslında Muazzez'i içten içe deli gibi sevmektedir. Muazzez'in de onu sevdiğini anlayınca ne yapacağını şaşırır.

Bu arada Şakir Ali meselesini duymuş ve onu öldürmüştür. Yusuf daha fazla dayanamayıp Muazzez'i alır ve kaçırır. Bunu duyan Kaymakam peşlerine bir adam gönderir ve onları Edremit'e geri getirir. Yusuf'la Muazzez evlenir ama dert peşlerini hiç bırakmaz. Yusuf'u baştan beri hiç sevmeyen Şahinde'nin varlığı, Hilmi Bey ve asi oğlu Şakir'in hala Muazzez'in peşinde olması, Kaymakam Bey'in kalp krizi geçirip ölmesi, o ölünce yerine baş belası yeni bir Kaymakam gelmesi de cabasıdır.

Hayat Yusuf ve Muazzez için hiç de kolay değildir..

Yeni Kaymakam Hilmi beylerin dostu çıkar ve Yusuf'u yeni görevlere vererek onu Muazzez'den uzak tutmaya böylece Şahinde'nin kızın kanına girerek ona normalde yapmayacağı şeyler yaptırmasına yardımcı olur. Yusuf ilkten hiçbir şeyin 
farkında değilmiş gibi yaşasa da bir gün gittiği yerden erken eve döndüğünde kortkuğunun 
başına geldiğini görür ve silahını çıkarıp karanlıkta ateş etmeye başlar. Şakir de ona karşılık verir. 
Yusuf karanlıkta Muazzez'i el yordamıyla bularak onu tekrar kaçırır.

Ancak bu sefer çok geçtir. Karanlıkta atılan deli saçması kurşunlardan biri Muazzez'e isabet etmiştir..

14 Aralık 2007 Cuma

Aşka Şeytan Karışır

Hande Altaylı

Aslı küçük yaşta anne ve babasını kaybedip de ananesiyle dedesi de onu istemeyince teyzesi Jülide ile yaşamaya başlar. Jülide tüm aile tarafından reddedilmiş, herkesten bağımsız, başına buyruk, özgürce yasak aşklar yaşayan neşeli bir kadındır.

Aslı 23 yaşına geldiğinde teyzesi Jülide de ölür ve Aslı Jülide'nin evinde yalnız başına kalır. Bir gün Jülide'nin sevgilisi Ömer gelir eve, ve tek bir söz bile etmeden birlikte olurlar Aslı ile. Her şey birdenbire gelişmiştir ancak Aslı Ömer'i asla unutamayacaktır. Ona deliler gibi tutulmuştur..

/Temmuz 2006

Efrasiyab'ın Hikayeleri

Eski zamanlarin birinde Anadolu'nun bir köyünde yaşayan bir kabadayı vardır. Herkese korku salan bu adam bir gün Ölüm'ün soğuk nefesini ensesinde hissedince kendi korkuya düşer. Ölüm gelmiş ve onun canını almak istemiştir. Ancak kabadayı, kabadayılık raconu gereği ölüme kafa tutar ve onunla bahse girer.Kazanırsa fazladan 100 sene yaşayacaktır ancak kaybederse kendi ruhuyla birlikte bir başkasının canını daha teslim edecektir ölüme. Ölüm bunun için kabadayıya o günün akşamına kadar vakit tanır. O arada kendi gidip alması gereken diğer canı alacaktır. Bu can da yetmişini aşmış Cezzar Dede'ye aittir. Cezzar Dede de ölümden korkar ancak yine de sakin karşılar onu. Çünkü artık çok yaşlıdır ve zamanının dolduğunu bilmektedir. Ancak Ölüm geldiği sırada torunları da evdedir ve onların önünde ruhunu teslim etmek istemez Cezzar Dede. Ölüm de onun uysallığını görünce kabadayıya tanıdığı şansı ona da tanıması gerektiğini düşünür ve Cezzar Dede'ye oyun teklif eder.

Amaç kazanmak değil yalnızca oyunun tadına varmaktır. Oyun, bir konu seçip o konu üzerinde hikayeler anlatmaktır. Cezzar Dede anlatacağı her hikaye için fazladan 1 saat kazanacaktır. Ve böylece hikayeler başlar..

Öyle hikayeler ki, günümüzde Süperman olarak bildiğimiz Clark Kent'i İhsan Oktay ANAR'ın kalemiyle bu kitapta Gülerk Kent olarak bulmak mümkündür.. /Ekim 2006

Romantika

2004 Temmuzunda okuduğum bu müthiş kitap hala ilk günkü gibi aklımdadir, ki bu da Turgut Özakman'ın başarısının bir kanıtı sayılır.

Bir öğretmenin yıllar sonra öğrencilerinden birine aşık olması, ve kadının da onu deliler gibi sevmesi üzerine kurulu müthiş bir aşk hikayesi.

"Sevgi her şeyin üstesinden gelir mi?" sorusuna kısa ve net bir cevap veriliyor bu kitapta. "EVET!" /Temmuz 2004

İşte bunları yazmışım 2006'nın başında. Aslında söylenecek çok şey var ama ben anlatana kadar okuyun. Mutlaka çok keyif alacaksınız. Bu kitabı sevmemek mümkün değildir sanırım.

Hamiş : Öykücüm sen alma, benim alışveriş listemde bu kitap, tabi ki senin için :)

Öğretmen

Amerika'dan İrlanda'ya göç etmek zorunda kalan McCourt ailesinin en büyük oğludur Frank. Çektikleri sefalete ve fakirliğe rağmen bir yolunu bulur ve para biriktirerek babası gibi Amerika'ya gider. Burda üniversite okuyarak öğretmen olur.

İşte bu kitap, kendi ağzından, Frank'in otuz yıllık öğretmenlik maceralarını anlatiyor. Tahmin edeceginiz gibi öğrencileriyle aralarında çok komik diyaloglar geçiyor. Fasulyenin faydaları bunlardan biri :) Kitaptaki fikirlerden biri şu : Fasulye yellendirir, bu yüzden özellikle zengin çocuklarına çok yedirilir ki herhangi bir kaçırılma durumunda köpekler kokuları sayesinde onları çabuk bulsun :) /Aralık 2006

07 Aralık 2007 Cuma

Yalancının Mumu



Chris Manby

Lizzie Jordan'ın üniversitedeki ilk senesidir. Arkadaşları Mary Bagshot ve Billy ile kendilerine ait bir yaşamları vardır. Bir gün okula Amerikadan gelen öğrencilerden Brian'ı görür. Brian çok yakışıklıdır ve iyi giyimlidir. Zaman içinde o da Lizzie'nin grubuna dahil olur. Artık dörtlü olarak dolaşmakta ve her şeyi birlikte yapmaktadırlar. Mary ve Lizzie bir gün birbirlerine söz verirler. Bu arkadaşlığı bozmamak için ikisi de Brian'la çıkmayacaktır.

Ama bir gün gittikleri iki parça kıyafet partisinde Mary ve Billy'nin yakınlaştığını gören Brian Lizzie'ye ondan hoşlandığını söyler. Lizzie ilk gördüğü günden beri ona aşıktır ve kendilerini bir anda Lizzie'nin yatağında bulurlar :)

Her şey çok güzel gitmektedir. Mary başta bu olaya kızsa da sonunda sular durulur ve Lizzie-Brian, Mary-Billy şeklinde yine dörtlü olarak takılmaya başlarlar.

Bu arada Lizzie birkaç tiyatroda rol almıştır ve oyuncu olmayı çok ister. Brian ise üniversite eğitimini tamamlamak, dahası bunu daha da ileriye taşımak ve yükselmek istemektedir. Bu yüzden hem eğitim hem de iş hayatına atılabilmek için Amerikaya dönmeye karar verir. O dönene kadar Lizzie ile çok güzel 9 ay geçirirler. Sonunda Brian Amerikaya döner.

Lizzie çok üzgündür. Önce başka insanlarla görüşmeye çalışsa da Brian'ı aklından çıkaramaz. Ayrıldıktan sonra birbirlerine yazdıkları uzun mektuplarda hayatlarından bahsetseler de zamanla mektuplar kısalmaya ve aralarındaki zaman uzamaya başlar.

Lizzie üniversiteden sonra istediği hiçbir şeye kavuşamamış, tam tersine geriye gitmiştir. Parası yoktur, baraka misali bir evi vardır üstelik bunu 2 kişiyle daha paylaşmak zorundadır. Seema ve şişko Joe ile. Brian'sa Amerikada'ki iş yerinde yükseldikçe yükselmiştir. İnterneti de keşfedince Lizzie'yle artık internetten görüşmeye başlarlar. Lizzie Brian'ın başarılarını okudukça ona kendi kötü yaşantısından bahsetmeye utanır ve yalan söylemeye başlar. Onun da çok başarılı olduğunu, çok para kazandığını, manzaralı güzel bir evi olduğunu falan söyler.

Aradan 6 yıl geçtikten sonra bir doğumgününde Brian Lizzie'ye telefon eder. 4 günlüğüne Londra'ya gelecektir ve Lizzie'yi ziyaret edecektir. Lizzie buna çok sevinse de yalanlarının altından nasıl kalkacağını bilemez. Hala görüştüğü Mary de kendi iş yerini kurmuş ve başarılı olmuştur. Menajerlik yapmakta ve bir sürü ünlü insan tanımaktadır. Harika bir evi ve çok güzel kıyafetleri vardır. Lizzie başına açtığı belayı Mary'e anlatır ama Mary evini ona vermeyeceğini söyler ve ona yardım etmez.

Tam da o sırada Lizzie'nin sekreterlik yaptığı emlak şirketindeki Harriet'ın 1 haftalığına yolculuğa çıkması gerekir. Harriet'ın bir de köpeği vardır ve onu bırakmak istemediğinden bu yolculuktan vazgeçmek üzeredir ki Lizzie köpeğe bakabileceğini söyler. Harriet arabasının ve evinin anahtarlarını Lizzie'ye bırakır ve gider.

Lizzie ilk anda düşünemese de sonra bu evi kendi eviymiş gibi kullanmaya karar verir ve Brian gelene kadar eve yerleşir.

Brian geldiğinde onu karşılar ve Mary'den ödünç aldığı kıyafetlerle mektuplarında yazdığı yaşantısını oynamaya çalışır. Ama Mary Lizzie ve Brian'ı çok kıskanır ve Lizzie'ye bir oyun oynayarak Brian'ın gerçekleri öğrenmesini sağlar.

Bu arada Lizzie'nin sevgilisi Richard da Lizzie'nin yalanları yüzünden başını belaya sokmuş ve nezarethaneye alınmıştır.

Peki Lizzie herşeyin üstesinden gelip herkesin gönlünü alabilecek midir?

Bu eğlenceli kitabı okuması gerenler:
Okul yıllarını özleyenler,
İçindeki çocuğu yaşatabilenler,
Gülmek isteyenler,

Buyrun okuyun! :)

30 Ağustos 2007 Perşembe

Onur Meselesi

Zaborski'nin önüne bir dosya gelmiştir. Çarın ikonu olarak bilinen resmi bulması ve 1 ay içinde hükümete teslim etmesi gerektiği bildirilmiştir. Zaborski resmin neden bu kadar değerli olduğunu anlamasa da kendine bir ekip oluşturur. Bu işi yapabilecek kişileri kafasında değerlendirir ve ekibin başına Romanov'u geçirmeye karar verir.

Romanov atletik yapıda, sarışın, uzun boylu bir Rus'tur. Kendisine verilen her görevi yerine getirmişse de kişisel dosyasına her zaman güvenilir değildir notu düşülmüştür. Zaborski yine de vazgeçmez ve Romanov'u odasına çağırarak görevini söyler.

Romanov da kendi ekibini kurar. Herkes ikonu araştırmaya başlar. İncelemelerinin sonucunda ikonun uçak kazasında kaybolduğu öğrenilir. Ancak Yoldaş Pertova bu bilgiyle yetinmeyip araştırmaya devam etmiştir. Ona göre uçak enkazını araştıranlardan biri ikon haricinde bulduğu her şeyi teslim etmiş ama ikonu kendisine saklamıştır.

Bunun üzerine Goering'i araştırmaya başlarlar ve onun İsviçre Bankalarında kasalarının olduğunu öğrenerek yola çıkarlar.

Adam Scott daha önce orduda çalışmış güçlü kuvvetli, dürüst biridir. Babası da orduda çalışırken birden ayrılmış ve çok daha basit bir yerde çalışmaya başlamıştır. Adam orduda yükselmeyi beklerken hep hayal kırıklığına uğramış ve düşündüğü gibi yerlere gelememiştir. Sonunda o da ordudan ayrılır. Önceden beri tanıştıkları Lawrance ile aynı evde kalırlar. Lawrance bir bankada çalışmakta, Adam ise ev işleri yapmaktadır..

Bir gün Adam'ın babası ölür ve ailesine miras bırakır. Adamın (babanın) çok parası yoktur ve eşi ve çocuklarına çok bir şey bırakamamıştır. Adam'a biraz para yanında bir de zarf verilir. Annesi bu zarfı görünce çok üzülür ama çocuklar içinde ne olduğunu bilemezler. Babasının özel ricası Adam'ın zarfı yalnız açması yönündedir.

Adam önce tereddüt yaşar ama sonunda zarfı açar. Bu zarfta babasının ona yazdığı mektubun yanında eski bir zarf daha vardır. Önce babasının mektubunu okur Adam. Babası diğer zarfı hiç açmamıştır ve içinde ne olduğunu bilmez. Ordudayken bir Goering denen bir adamın infaz edildiği bir gece nöbetçidir ve bu mektup Goering tarafından kendisine verilmiştir. Ancak infaz saati geldiğinde Goering'i ölü olarak bulurlar. Babasının ordudan ayrılması da o zamana denk gelir çünkü bütün gözler ona çevrilmiştir. Herkes katilin o olduğunu düşünmektedir.

Adam ikinci zarfı açtığında Goering'in babasına İsviçredeki bankalarda bulunan bir kasasını miras olarak bıraktığını okur. Tabi kasada ne olduğunu bilmediğinden gidip gitmemekte kararsız kalır. Markette tanışıp arkadaş olduğu Heidi ile birlikte İsviçre'ye gitmeye karar verirler.

Bu arada Romanov İsviçre Bankalarını gezmeye başlamıştır. İlk gittiği bankada kendisine miras kalan 5 kasa olduğunu duyunca şaşırır. Goering'e ait Rosenbaum adıyla kayıtlı kasadaysa aradıkları ikon yoktur. Onlardan 10 dakika önce yasal varis olan Adam Scott adında biri gelip kasadakini almıştır.

Bunun üzerine zorlu bir yarış başlar. Romanov bir yandan Adam'ı ve ikonu kovalamakta bir yandan karşısına çıkan her engeli öldürmektedir.

Acaba Adam ikonu koruyabilecek midir? İkon neden bu kadar değerlidir? 20 temmuz 1966 neden bu kadar önemlidir? Lawrenca gerçekte kimdir?

İşte bütün bu soruların cevabı için bu muhteşem kitabı okumanız önerilir.

İsteyene hemen cevap da verebilirim ama inanın ilk sayfadan sonuncu (405.) sayfaya kadar heyecan içinde okudum. Endişelendim, adrenalinim arttı, korktum, sevindim. Mutlaka mutlaka okuyun bu kitabı.

İyi ki varsın Jeffrey Archer'cığım! :)